Bu kitapları aylar önce almış, bir türlü okumaya fırsat bulamamıştım. Geçtiğimiz hafta Serenad'ı okuyup, bitirdikten sonra o hızla ne zamandır rafımda beni bekleyen Veda ve Umut'a başladım.
Ayşe Kulin beğenerek okuduğum yazarlardan biridir. Bu sefer de beni hayal kırıklığına uğratmadı. Romanlar, birbirine bağlı kalabalık bir ailenin zamanın akışı içinde yaşadıkları gelişim ve değişimleri anlatıyor. Osmanlı imparatorluğu'nun son dönemleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulma ve gelişme yılları arasında Beyazıt'da bir konak ve o konağın sakinlerinin hep birlikte ve aynı zamanda kendi içlerinde varolma, zamana tutunma çabaları önce Veda'da daha sonra da Umut'da anlatılıyor. Romanların toplamında çok fazla karakter var. Fakat okurken, bu kimdi, şu kimin nesiydi gibi sorular sormaya gerek kalmıyor. Hikayenin içine öyle bir dalıyor ki insan...
Ayrı ayrı değerlendirecek olursam, ben Veda'yı daha çok sevdim. Umut'da , insanın umudunu kaybetmemesi gereken çok fazla hayalkırıklığı,vedalaşma, hüzün var. Hayat akan bir sudur. Herkes, her şey yavaş yavaş geride kalırken hayat hep devam eder ve biz asla umudumuzu kaybetmeyiz. Veda da ise Osmanlı'nın yıkılışı sırasında bile konağın içindekilerle varoluş çabası ve yaşanan olaylar heyecanla başlayıp,telaşla devam ediyor.Veda bir vedayla biterken. Umut, yeni bir hayatın umuduyla başlıyor.
Ayşe Kulin'in kendi ailesini anlattığı bu iki romanın ardından üçlemenin son romanı da yakında gelecekmiş. Orada da Tekrar Cumhuriyet'in kuruluş aşamasına dönecek ve 2. kitap da yarım kalmış bazı aşkları tamamına erdirecekmiş. Açıkçası ben heyecanla bekliyorum. Okumayanlara da Osmanlı zamanında yaşayan bir aile ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ilgi duyuyorlarsa tavsiye ediyorum.






