Kalan sağlarla yoluma devam ettim mecburen. Söz, Şiir, Fabrika'daki piyano, Poupoupidou, Ömrümüzden Bir Sene,Yarın görebildiğim filmlerden bir kaçı... Öğrencilik yıllarımdaki deneyimlerime dayanarak mayınlı bölge'ye çok basmamaya çalıştım açıkçası. Filmlerin hepsi çok iyiydi. Ama kapanış filmim Incendies / İçimdeki Yangın çook uzun zamandır izlediğim en etkileyici film diyebilirim hatta dedim bile. Seneler önce Oldboy'u izlediğimde de bu şekilde çarpılmıştım. Bittiğinde uzun süre yerimden kalkamadım.
Film bir trajedi. Kanada'da yaşayan iki kardeş var. Annelerinin ölümüyle, okunan vasiyet sonucu savaşta öldüğünü sandıkları babalarının yaşadığını ve bir de ağbeyleri olduğunu öğreniyorlar. İkisinin de birer görevi var. Erkek kardeş babayı bulacak ve annelerinin yazdığı mektubu ona verecek. Kız kardeş de ağbeyi bulacak ve yine annelerinin yazdığı mektubu teslim edecek. Böylece kardeşler görevlerini tamamlayacak ve annelerinin vasiyetlerini gerçekleştirmiş olacaklar. Bunun sonucunda da kendilerine de bir mektup verilecek.
Hikaye böyle başlıyor. İzlerken seyirciyi duvardan duvara vuran, bir saniye rahat vermeyen bir film. İnsanlığın en karanlık yanlarını bu filmde görüyorsunuz. En yakınındaki insanları bile ne kadar az tanıdığınızı düşünüyorsunuz...
Ben çok etkilendim. Filmden aklımda kalan daha doğrusu insanın aklına kazınan iki cümle var; "Bazı şeyleri bilmemek daha iyidir." ve "Bir artı bir iki eder. Bir etmez."
Ben çok etkilendim. Filmden aklımda kalan daha doğrusu insanın aklına kazınan iki cümle var; "Bazı şeyleri bilmemek daha iyidir." ve "Bir artı bir iki eder. Bir etmez."
Mutlaka izlenmesi gereken bir film. Şöyle bir bakayım, nasıl bir şeymiş derseniz diye hemencecik bir trailer'ını ekledim aşağıya. İyi seyirler.
Not: Ne kadar kıstas kabul edilir bilemiyorum ama en iyi yabancı film Oscar'ına aday gösterilmiş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder